Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Nedir? Nasıl Sağlanır?
Toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal dönüşüm sürecine yeni dahil edilen uzun vadede toplumdaki uygulama ve davranış biçimlerine yansıtılarak içselleştirilmesi gereken bir kavramdır. Bu yazımızda Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin ne olduğuna, neden önemli olduğuna, nasıl sağlanabileceğine ve çimento sektöründe toplumsal cinsiyet eşitliği başlıklarına kısaca değineceğiz.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Nedir?
Toplumsal cinsiyet eşitliği en basit tanımı ile kadınların ve erkeklerin hayatın her alanına eşit olarak katılabilmelerine olanak sunulmasıdır. Bu, bireylerin her alana ait yeteneklerini özgürce geliştirip sunabilecekleri toplumsal ortamın sağlanması ve bu ortamın sağlanması için bütün toplumsal önyargı ve engellerin ortadan kaldırılması ile mümkündür.
Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramını anlayabilmek için bu konuyla ilişkili bazı kavramları da incelemek gerekiyor. Öncelikle cinsiyet ve toplumsal cinsiyet iki ayrı anlam ifade ediyor. Cinsiyet doğuştan gelir. Ancak cinsiyetin toplumsal kültüre uygun bir biçimde geliştirilmesi ve kadınla erkeğe yıllar boyu süre gelen şekilde rol ve sorumlulukların yüklenmesiyle oluşturulan roller ve kalıplara toplumsal cinsiyet denir. Toplumsal cinsiyetin getirdiği bu roller dinamiktir; içeriği zamana, topluma ve kültüre göre değişir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının doğmasına neden olan yaklaşımın temelinde ayrımcılık ve alt katmanında ise cinsiyetçilik yatar. Ayrımcılık, belirli bir grubun, sahip olduğu doğuştan gelen veya sonradan edinilmiş kültürel özellikleri ya da farkları nedeniyle, ayırt edilmesi ve toplumun geri kalan kısmından bilinçli olarak uzaklaştırılması ve dışlanması anlamına gelir.
Ayrımcılık eğer cinsiyete göre yapılıyorsa, bu cinsiyetçilik olarak tanımlanır. Cinsiyetçilik ise bir cinsin diğerinden üstün ve hiyerarşik olarak yukarıda tutulmasıdır. Özetle, birbirine bir zincir olarak bağlı olan bu kavramlar son halkada temel bir insan hakkı olan cinsiyet eşitliğine ulaşır. Günümüzde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında ilerleme kaydedilmesine rağmen, dünyanın dört bir yanındaki kadınlar ve kız çocukları hala, ekonomik ve sosyal olarak erkekler ile eşit haklara sahip değildir.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Neden Önemlidir?
Kadınlar ve kız çocukları dünya nüfusunun %50 kadarını oluşturuyor. Bu dünyanın sahip olduğu üretme ve geliştirme potansiyelinin yarısı. Ancak toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin varlığı kadınların ve kız çocuklarının hayata katılımı noktasında en büyük sosyal ve ekonomik engeli oluşturuyor. Bu da bu potansiyelin sürdürülebilir bir toplumsal faydaya dönüşmesini engelleyerek toplumsal gelişime ket vuruyor.
2014 itibarıyla 143 ülke anayasalarında kadın erkek eşitliğini garanti altına almış olsa da toplumda bu bilinç ve sürekliliğin oluşturulması önem arz ediyor. Bununa beraber 52 ülkenin daha bu ilk adımı atarak, bu toplumsal dönüşüm yolculuğuna başlaması gerekiyor.

Şekil 1’de verilen Türkiye’ye ait cinsiyete göre seçilmiş göstergede yer alan istihdam verilerinden de anlaşıldığı üzere kadınlar iş dünyasında yeterince temsil edilmiyor. Bununla beraber erkeklerle eşit işe sahip olsalar da eşit olmayan ücretler alıyorlar. Sayılarla konuşmak gerekir ise kadınların maaşı dünya ortalamasına göre erkeklerden %24 daha az. Kadınlara ait olan işletmeler, iş hayatında kadının varlığı desteklenmediği için ekonomik olarak dezavantajlı konuma düşüyor ve kadınlar iş fırsatları için rekabet etme konusunda eşit fırsatlardan yoksun bırakılıyor.
Eşitsizlik yalnızca iş hayatı ile sınırlı değil. Toplumdaki cinsiyet eşitliğinin sağlanamaması sorununu su krizinin topluma olan etkisini de ele aldığımız Su Yönetimi: Dünyada Su Krizi ve Yönetimi yazımızda da işlemiştik. Suya erişimi olmayan ailelerde evsel kullanım ve içme için su bulma ve getirme görevi %80 oranla kadın ve kız çocuklarına ait. Bu bölgelerde kadınlar ve kız çocukları günde 8 saatlerini bu görev için harcıyorlar.

Kız çocukları ergenliğe erişmeleriyle birlikte hayatlarının farklı alanlarında daha fazla eşitsizlikle karşılaşıyor. Gelişmekte olan ülkelerin üçte biri eğitim olanaklarını kız ve erkek çocuklarına eşit olarak sağlayamıyor. Alt Sahra, Okyanusya ve Batı Asyaʼda kız çocukları hala ilk ve orta öğrenim alma konusunda engellerle karşı karşıya. Eğitimden yoksun kalan kız çocukları küçük yaşlarda evlendirilerek sosyal hayattan uzaklaştırılıyor. Küresel olarak her yıl yaklaşık 15 milyon 18 yaş altı kız çocuğu evlendiriliyor. Bu da günde 37 bin çocuğun gelin olduğu anlamına geliyor.
Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama; sağlığı, eğitimi, refahı vb. desteklemek de dahil olmak üzere hem kız çocukları hem de erkek çocukları için sağlıklı bir toplum demektir. Kız çocuklarının eğitimini desteklemek ve küçük yaşta evlenmelerini engellemek için harcanan her 1 dolara karşılık 5 dolar geri dönüş elde ediliyor. Kadınlar için gelir getirici programlara yatırım ise harcanan her 1 dolara karşılık 7 dolar geri dönüş elde etmek demek.
Yani, toplumsal cinsiyet eşitliğine sadece temel insan hakları perspektifinden değil, sürdürülebilir kalkınma açısından bakıldığında da en önemli unsurlardan biri olduğunu görüyoruz. Bahsettiğimiz gibi dünyanın üretme ve geliştirme potansiyelinin yarısını oluşturan kadınların ekonomik süreçlere katılımı, sürdürülebilir kalkınmayı destekliyor. Kadınların katılımıyla yoksulluğun azaltılması, sürdürülebilir tüketim ve üretim alışkanlıklarının geliştirilmesi ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi daha kolay gerçekleştirilebilir.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Nasıl Sağlanır?
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için, öncelikle toplumda buna neden olan tüm unsurların belirlenmesi gerekir. Kadınlara ve kız çocuklarına uygulanan ayrımcılıklar ve bunların toplum içinde normalleştirilmiş olması, bu ayrımların artık fark edilmez olmasına neden oluyor.
Buna en basit örnek; toplumun kültürüne yerleşmiş olan cinsiyetçi ve ayrımcı bazı günlük ifadeler ve dilimizde yer alan bazı kalıplardır. Bu ifade ve kalıplar, sözlü ve yazılı iletişimde kadın veya erkek tarafından bilinçsiz şekilde kullanılıyor ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin oluşturulmasına engel olan bir durum fark etmeden de olsa destekleniyor. İşte bunun gibi örneklerden de yola çıkarak, toplumsal cinsiyet açısından yaratılan tüm eşitsizliklere ve ayrımcılıklara dikkatle bakmak gerekiyor. Bu kapsamda ilk adım olarak, sözlü ve yazılı iletişimlerde kullanılan cinsiyetçi dilin ortadan kaldırılması için çalışılmalıdır.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabilmesi için öncelikle toplumun her bireyine farkındalık kazandırılmalıdır. Bu eşitsizlik sorunun tamamen sona erdirilmesi için değişmez temel basamaklardan biri eğitimdir. Hem şimdiki hem de gelecek neslin var olan bu eşitsizliği sürdürmemeleri, eşitlikçi bir davranış ve tutum sergileyerek toplumda değişikliği sağlamaları ancak eğitim sayesinde mümkün olur.

Bir diğer yandan kadın ve erkek için eşit ekonomik bağımsızlık elde edilebileceği ekonomik çevrenin sunulması önem arz eder. Çalışma yaşamı ve istihdam, kadınların ekonomik olarak bağımsız olmasıyla beraber sosyal yaşamın tüm alanlarında topluma bir birey olarak katkı sunması açısından son derece önemlidir.
Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’lar)’dan 5-Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (SKA5) maddesinin sunduğu alt amaçlar, bu altyapının sağlanması için etkili bir araçtır. Birleşmiş Milletler bu amaçla, kadınların güçlendirilmesinin önemli bir kalkınma unsuru olduğunun altını çiziyor. Kadınları ve kız çocuklarını güçlendirerek ekonomik büyümeyi artırmak, sosyal kalkınmayı teşvik etmek ve daha istikrarlı ve adil toplumlar kurmayı amaçlıyor. SKA5’in sunduğu alt hedefler devletlere ve özel sektöre toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda bir yol haritası sunuyor. SKA5’e göre dünyanın her yerinde 2030 yılına kadar hiç kimseyi geride bırakmadan sürdürülebilir kalkınmaya doğru ilerlemenin tek yolu, cinsiyet eşitliği konusunda hızlandırılmış eylemleri hayata geçirmektir.
Kadınların, tüm sektörlerde ve her pozisyonda yer alabilmelerini desteklemek amacıyla kadınların güçlenmesini hedefleyen küresel en önemli girişimlerden biri de Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles – WEPs) platformudur. 2010 yılında Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) ve Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (UN Women) ortaklığıyla hayata geçirilen WEPs, özel sektöre; toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için bir rehber sunar.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Çimento Sektörü
Anadolu AGRO’da bir kadın çalışan
Adil ve şeffaf işe alım uygulamaları
Eğitim ve mesleki gelişim programlarına eşit erişim
Kadınların çalışma hayatına dahiliyetlerini artırmak için güvenli çocuk bakımı sağlanmasına destek
Çalışma ortamının insana yakışır şekilde düzenlenmesi ve iyileştirilmesi
Eşit işe eşit ücret
Taciz farkındalık programları
Kadınların yönetim ve liderlik pozisyonlarına etkin katılımı
Tedarik zincirlerinde kadın liderliğindeki işletmelerin desteklenmesi
Kadınların paydaş istişare süreçlerine dahil edilmesi
Sektörün toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak üzere kadın çalışan sayısını artırma hedefleri ile beraber kadın yönetici oranını artırmaya yönelik isteği de yetenek gelişimine katkı sunan önemli bir adımı oluşturuyor.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Önemi
Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının, sürdürülebilir kalkınma için önemli unsurlardan biri olduğunda hem fikiriz. Bunun için bireylerin, toplumların, devletlerin ve özel sektörün atması gereken başlıca adımlar için Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları etkili bir rehber oluşturmaktadır.
Kadın istihdamının artırılmasına yönelik gerçekçi aksiyon adımları ile toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen iş uygulamalarımızı da geliştirmeye devam edeceğiz.
Kullanılan Kaynaklar:
GCCA – SDG5 Gender Equality
Küresel Amaçlar – Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
UN Global Compact – Gender Equality
SKD Türkiye – 100 Maddede Sürdürülebilirlik Rehberi
T.C. İçişleri Bakanlığı – Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi
TÜİK – İstatistiklerle Kadın, 2021